Rumuz: Dijital Binali
Soru :Ben üç ortaklı bir dijital ajansın ortaklarından biriyim. Yazılımcılarımızla başımız dertte. İşimiz Allah’a ve sana kaldı! Bizi tavsiyelerinden mahrum bırakma. Derdimiz şu: Yazılımcılarımız ajansımızdan ışık hızıyla geçip gidiyor, bütün işlerimiz yarım kalıyor. Bir projeye başlıyoruz, daha projeyi yarılamadan bir sabah bakıyoruz, bir yazılımcımız işe gelmemiş, mesaj göndermiş: “Ben birkaç arkadaşla kendi ajansımı kurdum, her şey için teşekkür ederim.” Hayır, kızamıyorum da. Biz de başka ajanslardan ayrılıp kendi ajansımızı kurduk ama oradaki işlerimizi yarım bırakıp gitmedik. Gençlik, girişim heyecanı, anlıyorum da, bu işin de bir adabı olmalı. Yenilerde duydum, beni düşürdüğü hallere şimdi kendisi düşmüş. Aldıkları ilk işin ortasında yazılımcıları ayrılıp birkaç arkadaşıyla birlikte kendi ajansını kurmuş. Yani dert benim değil, sektörün derdi. Bu adamları ajansta tutmak için ne yapmalıyız Dijilay Abla? Urganla masalarına mı bağlayalım?
Cevap:Binali sen hiç “etme bulma dünyası” lafını duydun mu? Bak rabbim razı gelmemiş senin zamanında yaptıklarına. Sana anla diye bu şabalakları yollamış ama anlamamışsın. Evladım aç da eski patronundan özür dile hele bir. Sonra da o çocuklara iyi davran, bak onlar sanatçı. Kolay mı sanki o kargacık burgacık şeyleri yazmak. Unuttun herhalde patron şirketlerinde masalarda sabahladığını. Rahat ettir çocukları, azıcık langırt masası, yayılıp serilip dinlenecekleri mobilyalar filan al şirkete. Çok modaymış langırt masası daha yeni öğrendim bir kongrede anlattılar. Hem sonra her iş geldiğinde “haydi mesaiye” diye feryad edeceğine; önce onları gezdir eğlendir daha sonra koy masa başına, hem az biraz da hisse ver şirketten, hepsini sen yeme, az ye bak sağlığına da zararlı fazla yemek.
‘proje’ olarak etiketlenmiş yazılar
Rumuz:Munis Mütekait
Soru : Dijilay Hanım,Ben Emekli Sandığından emekli, üç kız babası bir beyim. Son zamanlarda bizim küçük kıza garip bir genç çocuk musallat oldu. Gözlüklü, göbekli, kendi halinde, halim selim bir çocuk. İşinde de başarılı işittiğim kadarıyla. Belki biraz içine kapanık ama insanı tedirgin edecek bir halini de görmedim vallahi. Ben böyle düşünürken ortanca kızımın bu çocuk hakkında ‘şu bizim gik’ demesi kafamı karıştırdı. Enternete baktım, gik meğerse ‘geek’miş, o da bir çeşit ‘nerd’ imiş. İyice kafam karıştı! Gik midir, gek midir, bu adamlar nasıl adamlardır? Böyle adamlara kız verilir mi?
Cevap:Munis Efendi ne var kafa karışacak, tekaüt olunca aklında mı tekaüt oldu. Geek’ten ala koca mı olur senin meleme kızına. Çapkınlık etmez, karı kız peşinde koşmaz, çok okur, bilgilidir, yaptığı projeleri tutturursa paraya para demez. Eh bir kusuru var o kadarı da olur, kızından çok bilgisayarını sevecektir. Kızına fistan alacağına yeni bir ses kartı alır, katlanıvereceksiniz artık. Ha tabii bir de öyle bayramda seyranda el öpmeye falan zorlama, adam ya kod yazıyordur, ya yeni bir proje almıştır vakti yoktur sosyalleşmeye. Hem onların sosyalliği torrentten film ya da en son oyunları indirmek sonra da diğer geeklerle “sen hangi leveldasın” muhabbeti yapmak. Kızın da başını dinler, dizi izler, dantel örer. A bak aklıma geldi “Pasaj” diye bir site var şimdi pek moda, kızlar kadınlar harıl harıl el işi yapıp, orada satıyorlar bakıversin seninkiler de. Mütekait maaşıyla ev mi döner anacığım.