RSS

April 2009 için Arşiv

Rumuz: Şöhret peşinde
Soru: Sevgili Dijlay Abla,
Emektar bir blogger’im. Ömrüm yazmakla geçti. Velhasıl kelam bloggumun takipçileri hiç yok denecek kadar az. Yazıyorum, resmler yüklüyom, arada etrafa sataşıyom, ona buna yorum yazıyom. Olmuyor, olmuyor. Ne yaptıysam 14’ü geçemedim. Sadece 14! Ne yapsam?
Sevgiler

Cevap: Bana bak emektar, şöhret peşinde koşacağına önce şu” Messenger Türkçeni” düzelt ne o öyle Balkan Muhaciri gibi yapıyom ediyom . Kim neden okusun seni, girdim baktım sitene abaza gibi koymuşsun karı fotoğraflarını sıra sıra, sanki yeterince cıbıl yok sağda solda. Bir de ucuza kaçmışsın Demirperde yıllarından kalma kadınlar, yoluk yoluk sarkık sarkık. Adam gibi yazı yaz önce, madem foto koyacaksın ara bul şöyle afet-i cihan mahbub-u zaman kızlardan koy. Arada da iki üç kedi fotosu koy, o da yetmezse “en ucuz cep telefonlarını nereden alırsınız” diye yaz bak nasıl artar takipçilerin.

29 Apr 2009

14′ü geçemedim!

Yazar: admin | Kategori: Digital Age Yazılarım

Rumuz: Sersem kuş
Soru: Sevgili Dijlay Abla,
Bir derdim var, kimselere açamam. Duyduğumdan beri içim içimi yiyor. Geçen gün komşunun kızı geldi söyledi. Eşimi takip ediyorlarmış. Yüzlerce takipçisi varmış. Arada birbirlerini like ediyor, yorumlar yapıyorlarmış. Söyle bana, ne yapmalıyım? Ben kocama konduramadım ama emin de olamadım.

Cevap: A benim sarsak ve meleme kızım, dantel örüp komşu gezeceğine, kocana sahip çık. Biz biliriz o laykları takipleri. Sen tez zamanda git, seksi bir gecelik al, saçını başını düzelt, eve gelince cilveleş. Bak bir daha takip makip aklına gelir mi. Boş bırakma adamı sersem kuş. Ortamlarda yuvayı yapan değil, yıkan kuşlar rağbette ayol, senin aklın nerede. Kapacak layklardan biri kazmayı, sen de yuvada yem bekleyen yavru gibi ağzı açık kalıvereceksin.

29 Apr 2009

Kocamı takip ediyorlarmış

Yazar: admin | Kategori: Digital Age Yazılarım

Rumuz: Yere bakan internet okuyan
Soru: Sevgili Dijilay Abla, derdim büyük. Ben 23 yaşında, bilgili görgülü bir hanım kız evladıyım. Yıllarca okudum, araştırdım. İnternetimin başında uyudum. ADSL’siz bir günüm geçmedi. Ama çok utangaçım. Twitter’dan hiç arkadaş edinemedim. Takip etmeye çekiniyorum, yanlış anlaşılır, laf olur diye. Ama her gün boş sayfaya bakıp durmak da beni kahrediyor. Ne yapmalıyım? Saygılar
Cevap: Ayol yaz oraya hemen “canım sushi çekti, acaba hangisine gitsem” diye hemen talepler artar. O da yetmedi mi yaz şekerim “Victoria’s Secret D cup bra sipariş verdim gelmedi, bilen var mı ne olmuş acaba”  takipten geçip kapına bile yığılırlar. Hem arada esrarengiz şeyler de yaz, merak etsinler seni kız. Ay utanma utanma, yanlış anlamazlar. Hem oralarda takip eden edene, kim kimi nerede yakalarsa şekerim.

Rumuz: Alem buysa kral benim
Soru : Sevgili Dijlay Abla,
Ortamların hastasıyım. Twitter, facebook, xing ne arasan var. Blog desen gani! Her gün her dakika twit’liyorum, blogluyorum, poke’luyorum. Ama Friendfeed. Ah o Friendfeed! Ne yaptıysam olmadı. Bir türlü like’ların kralı olamadım. Bir türlü üst sıralarda kalamadım. Yağ sürmüşsün gibi mübarekler, kayıp gidiyorlar. Hop bir bakmışsın kimsecikler görmeden kaybolmuş gitmiş. Bir sen anlarsın derdimden, ne yapsam ne etsem? Kedim de yok, küçük kız çocuğum da…
Sevgiler
Cevap: Kral oğlum hiç başka işin kalmadı mı senin ayol. Ne zoruna çocuğum, yapışmışsın sinek gibi bilgisayar ekranına, poklamaya çalışırken boka sarmışsın. Sen en kısa zamanda bir doktora görün a benim alık oğlum. Az kalmış ruh hastası olmana. Hem o alemlerde kral çok, sana yedirmezler o pür nur mevkii. Sen kendine yeni bir dünya kur oğlum, sor akrabalara vardır elbet helal süt emmiş geçkince biri, yuva kur, sonra kedin de olur kızın da.

29 Apr 2009

Ortamların hastasıyım ama…

Yazar: admin | Kategori: Digital Age Yazılarım

Rumuz: Dijital Binali
Soru     :Ben üç ortaklı bir dijital ajansın ortaklarından biriyim. Yazılımcılarımızla başımız dertte. İşimiz Allah’a ve sana kaldı! Bizi tavsiyelerinden mahrum bırakma. Derdimiz şu: Yazılımcılarımız ajansımızdan ışık hızıyla geçip gidiyor, bütün işlerimiz yarım kalıyor. Bir projeye başlıyoruz, daha projeyi yarılamadan bir sabah bakıyoruz, bir yazılımcımız işe gelmemiş, mesaj göndermiş: “Ben birkaç arkadaşla kendi ajansımı kurdum, her şey için teşekkür ederim.” Hayır, kızamıyorum da. Biz de başka ajanslardan ayrılıp kendi ajansımızı kurduk ama oradaki işlerimizi yarım bırakıp gitmedik. Gençlik, girişim heyecanı, anlıyorum da, bu işin de bir adabı olmalı. Yenilerde duydum, beni düşürdüğü hallere şimdi kendisi düşmüş. Aldıkları ilk işin ortasında yazılımcıları ayrılıp birkaç arkadaşıyla birlikte kendi ajansını kurmuş. Yani dert benim değil, sektörün derdi. Bu adamları ajansta tutmak için ne yapmalıyız Dijilay Abla? Urganla masalarına mı bağlayalım?
Cevap:Binali sen hiç “etme bulma dünyası” lafını duydun mu? Bak rabbim razı gelmemiş senin zamanında yaptıklarına. Sana anla diye bu şabalakları yollamış ama anlamamışsın. Evladım aç da eski patronundan özür dile hele bir. Sonra da o çocuklara iyi davran, bak onlar sanatçı. Kolay mı sanki o kargacık burgacık şeyleri yazmak. Unuttun herhalde patron şirketlerinde masalarda sabahladığını. Rahat ettir çocukları, azıcık langırt masası, yayılıp serilip dinlenecekleri mobilyalar  filan al şirkete. Çok modaymış langırt masası daha yeni öğrendim bir kongrede anlattılar. Hem sonra her iş geldiğinde “haydi mesaiye” diye feryad edeceğine; önce onları gezdir eğlendir daha sonra koy masa başına, hem az biraz da hisse ver şirketten, hepsini sen yeme, az ye bak sağlığına da zararlı fazla yemek.

28 Apr 2009

Masaya mı bağlayayım bu adamları?

Yazar: admin | Kategori: Digital Age Yazılarım

Rumuz:Munis Mütekait
Soru : Dijilay Hanım,Ben Emekli Sandığından emekli, üç kız babası bir beyim. Son zamanlarda bizim küçük kıza garip bir genç çocuk musallat oldu. Gözlüklü, göbekli, kendi halinde, halim selim bir çocuk. İşinde de başarılı işittiğim kadarıyla. Belki biraz içine kapanık ama insanı tedirgin edecek bir halini de görmedim vallahi. Ben böyle düşünürken ortanca kızımın bu çocuk hakkında ‘şu bizim gik’ demesi kafamı karıştırdı. Enternete baktım, gik meğerse ‘geek’miş, o da bir çeşit ‘nerd’ imiş. İyice kafam karıştı! Gik midir, gek midir, bu adamlar nasıl adamlardır? Böyle adamlara kız verilir mi?
Cevap:Munis Efendi ne var kafa karışacak, tekaüt olunca aklında mı tekaüt oldu. Geek’ten ala koca mı olur senin meleme kızına. Çapkınlık etmez, karı kız peşinde koşmaz, çok okur, bilgilidir, yaptığı projeleri tutturursa paraya para demez. Eh bir kusuru var o kadarı da olur, kızından çok bilgisayarını sevecektir. Kızına fistan alacağına yeni bir ses kartı alır, katlanıvereceksiniz artık. Ha tabii bir de öyle bayramda seyranda el öpmeye falan zorlama, adam ya kod yazıyordur, ya yeni bir proje almıştır vakti yoktur sosyalleşmeye. Hem onların sosyalliği torrentten film ya da en son oyunları indirmek sonra da diğer geeklerle “sen hangi leveldasın” muhabbeti yapmak. Kızın da başını dinler, dizi izler, dantel örer. A bak aklıma geldi “Pasaj” diye bir site var şimdi pek moda, kızlar kadınlar harıl harıl el işi yapıp, orada satıyorlar bakıversin seninkiler de. Mütekait maaşıyla ev mi döner anacığım.

28 Apr 2009

Geek’e kız verilir mi?

Yazar: admin | Kategori: Digital Age Yazılarım

Dergi yazılarından sonra buradan da sizlerle sohbete devam edeceğiz  şekerlerim. Ay yazın bana sorular sorun ben de cevaplar vereyim. Haydi ama aaaaa

19 Apr 2009

Canlarım merhaba!

Yazar: admin | Kategori: Merhaba